Kayıtlar

Tatlı Tatlı Pazarlamak

Resim
Merhabalar. Yaklaşık yüz yıldır yazmadığımın farkındayım. Bu yüzden önce aramıza giren mesafenin bir kısmını çıkartmak niyetindeyim. Özür niteliğinde şu şarkıları şuraya bırakıyorum. Aslı’nınkilerin üzerine cila yaparsınız. Küvette muhteşem pazar kahvaltınızı yaparken filan dinleyin. Çünkü bunu hakeediyorsunuz. Asla vazgeçmeyin . İkinci konu biraz daha ciddi ve benim kadar sizi de ilgilendiriyor. Cumartesi günü hava ne olur? Şort mu giysem, mont mu giysem? gibi soruları unutun. Gezegen sahaf sizi tamamı kapalı alanda yapılan kitap mezatına davet ediyor. Hırs, rekabet, entrika hepsi iş hayatından sonra ilk defa burada. Kitaplara yüklenen fazlaca duygular, sahaf kültürü, literatüre kazandırılan yeni deyimler. https://www.facebook.com/gezegen.sahaf?fref=ts Biraz daha ciddileşelim derdimiz anlaşılsın. Gezegen sahafta, her cumartesi günü basımı olmayan ya da basımı olup da uygun fiyata alabileceğiniz kitaplar açık arttırma ile bizlerle buluşuyor. Birçoğu demirbaş olan kal...

Yoo sıkıldığımdan değil

... Şişmiş şişmiş uyuşturucudan, ne hale gelmiş bak suratı.  Daha üç sene önce böyle miydi bütün hatları kaybolmuş çocuğun.  ... Ne biçim aşkım demek be o. Hiç yakışmıyo ağızlarına. "Eşkim".  Basa basa söyleyeceksin o "a"ları "ı"ları. Öyle ince sesli geven geven aşk mı olur. Boşuna mı sert sessiz pes ünlü seçilmiş o harfler.  Sinirlenmedim tabi ki. Ne sinirlenicem dizi işte. Komşunun kızı bile dizi oyuncusu olmuş. Eşki anlatacakmış bize.  Ben de olucam inşallah bi şeyler. Olduklarımı olduramadığım bi dönemdeyim sadece. Merkür içine kaçmış diyordu geçen pazar gazetede. Ben öyle anladım en azından.  Hem bak mira ile yamanın da eşkine reklam soktular. Merkür bi bana gerilemiyor ya.  Son söz olarak umarım sizi sıkmıyorumdur ama, bu pazar bekledim sizi kuzum. Ses vermediniz bana. Merkür de alınmış. Haberiniz olsun. 
Deli Dimitrinin fırınından sola dönünce çay bahçesinin tentesinin altında görünüyordu deniz. Kim delirtmişti bu Deli Dimitri'yi? Oysa ne kadar içten bakıyordu gözleri. Ne kadar uysal.  Sola döndü. Çay bahçesinin dalga kırana doğru koyduğu masalardan birine oturdu. Bahçe boş sayılırdı. Arka masasında oturan yaşlı adam dışında kimse yoktu. Selam vermişti adam ona. Ancak o adamın ne adını ne lakabını bilmiyordu.  Küçük bir balıkçı köyüydü burası. Herkesin bir adı bir de mutlaka bir lakabı vardı. Kendisinin ise adı denizmiş lakabı ise melì. Kreteli ibrahimin kucağından indirmediği torunu Melì.  Güneş batmaya hazırlanıyordu. Güneşin de bağrına kan oturur gitme vakti geldiğinde derdi annesi. Güneşin kanı denizi de boyuyordu bu köyde.  -Çay? -Evet büyük.  Ne kadar çok fotoğrafı vardı bu çay bahçesinde. Annesi ölmeden önce tarihlere göre dizmişti hepsini. Belki hatırlar umuduyla. Sırayla eksilmişti masanın etrafındakiler. Önce kucaktan inip kol...

Perde Arkası

Resim
Sabah kalktı. Ne yapacağım diye düşünmedi.Soğuk suyun altında hızlandırdı duygularını. Kurtulmak istedi dünden. Gitsin istedi akanla. Sevmediklerinin üzerinde bıraktığı koku. Karıştı hepsi tek oldu istenmeyen. Yeni, daha ferah bir gün diledi duş jeli. Kız gibi yazar oldu. Sıyrıldı dün okuduklarından. Çıktı bornozuyla. Kahve koydu. Bu kez sevdikleri için sevdiği koku. Hatırlamaya çalıştı en son ne zaman uyumak için onun kokusuna ihtiyaç duyduğunu. Çok olmamıştı. Peki şimdi niye duymuyordu? Onu daha az özlediği için kendisine kızdı. Zaten tercihten bağımsız devinim. Zaman bile sabit kalıyor bazı gidenlerin yanında. Ekmeği de kızdırdı. Tıpkı ona yaptığı gibi. Kahvesini aldı. Baharı da çağıracaktı gelsindi artık. Özlemişti sıcaklık hissi uyandıran her şeyi. Bir kahve daha aldı.Bu sefer ilki kadar hoşuna gitmedi. Açlığını ilkinden daha çok hatırlattı. O zaman ekmeği anımsadı. Sadece kısa bir an. Kendisine iyi geleceğini biliyordu.
    -Hadi kalk. Annen gelmeden pazara gidelim. Kadın işten gelecek sevinir biraz.   Sevinirdi de. Annesi küçük şeylerle mutlu olabilen bir kadındı. Kendisi ise en küçük şeyleri büyütebilecek bir ruh hali içinde en güzel miskinliğini giymiş, üşengeçliği ile birlikte on yıl öncesinin dizilerinden birini izliyordu. Neden daha önce izlediği şeyleri tekrar tekrar izlediğini soran komşulara babası; “Yeni senaryolara şaşırmaya bile üşenir çünkü benim kızım” diyordu.   Haksız sayılmazdı. Hatta tamamen haklıydı. Başkası tarafından yazılmış ve daha sonrasında kendisi tarafından öğrenilmiş sonlar ona kendini huzurlu hissettiriyordu.   27 yaşındaydı babasının evinde çocukken tepesine çıktığı koltuğun çiçekli minderinde sanki zaman hiç geçmemiş, yaşadığı hiç bir hikaye bitmemiş gibi oturmak istiyordu. Yaşadığı şeyleri hissettiklerini kimseyle paylaşmayan, mutsuzluğu paylaşmak konusunda da tıpkı mutluluğunu reklam etmek kadar bencil davranan biri olmuştu her za...

havuz problemi - arkası yarın

  Earl gray adını 19. yy'ın Britanya başbakanlarından biri olan 2. Earl Grey'den almıştır.  Bir söylentiye göre, çay, bir çin mandarini tarafından oğlunun sir Grey'in adamlarınca kurtulması sonucu lordumuza hediye edilmiştir.  Lord grey bu çayı öyle beğenmiştir ki çay tüccarı twonongs (reklam almıyorum) şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istedi. İlk "Earl grey" çayı , twonongs tarafından İngilterede satıldı .   -Ne alırdınız efendim ? -Earl Gray lütfen. Bir de şeker.  ..   Çayı severek içmeye başladığı ilk günden beri şeker kullanmazdı aslında. Sadece mutsuz ve tedirgin anıları tatlandırmak için eli giderdi. Tıpkı bu sabah olduğu gibi.   Ondan önceki sabah da...  Ve ondan önceki...      Bir süredir itina ile boktan sabahlarını tatlandırmak için aç karnına bir kesme şekeri earl gray ile alıyordu.  Camdan dışarı baktı. İçinde bir yer eve dönüyor olmaktan mutluydu. Belki de ...

Gundeme Sokmak

Resim
Merhaba gencler.Malum bir suredir buralarda degildim. Yoklugumu firsat bilip hemen muzik konusmussunuz. Simdi biraz da beni dinleyin. Ulkemizde kara muzik turunun en onemli ismi Ayse Hatun Onal’dan bahsedecegim. Hatun alabildigine guzel olmasinin yaninda muzik sektorunde de uzun yillardir boy gosteriyor.Yaptigi muzigin altyapisinin basarili oldugu sagda solda konusuluyor. Ben de ortamlarda bu fikre katiliyorum. Sikinti biraz sozlerde gibi. Sanki sukur bugun de ritmimizi bulduk deyip soz yazmayi unutuyor gibi. Ya da sarkiyi soylerken sozlerini yanlis hatirliyor sonra tekrar donup daha yanlis hatirliyor.  Sarki suresince kafada hep bir acaba yanlis yerden mi girdi ya da yanlis sarkiya mi girdi tedirginliği var. Bu gergin ortam kendisini sevmemin en buyuk nedeni.  Samimiyetine ise tum kalbimle inaniyorum. Degisik bir kafa yapisi var. Sanki bu hanim kizimiz hayatin absurtlugunu hepimizden daha iyi anliyor ve eserlerinde biraz bunu isliyor gibi. Cogu al da at dercesine sarkilar....