Kayıtlar

Bak Postacı

Araçtan indi, sürgülü arka kapıyı her zamanki hareketleriyle açtı. Onlarca kutu, evrak arasından bu sokakta yaşayan o insan için olanı buldu. Kapıyı kapattı, etrafına bir göz attı.  Demek burada yaşıyordu. Nereden baksan beş-altı sene oldu görmeyeli diye düşündü. Zaman değiştirmemişti onu. Öfkeliydi belki o zamanlar, şimdi dinmişti. Üç katlı binanın ikinci ziline basmak için hazırlandı. O tanıdık ismi aradı. Yoktu. Yerine mavi gömleği ve siyah ceketiyle sabahın erken vakti arabasına atlayıp işine giden tıraş kokulu bir adamın ismini gördü. İsteksizce bastı. Bir süre ses gelmedi. Sonra açıldı otomatik kapı. İlk adımın apartman boşluğundaki tok sesi, bir kız çocuğunun sevimli sesine karıştı.   -           -  Kim o? Cevap vermeden tırmandı merdivenleri. -             -  Kimmiş kızım? Onun sesiydi. Durdu. Yutkundu. Bir adım daha, yavaşça devam etti. Ufak sohbetini dinledi küçük kız ve annesinin. Kata var...

28 ARA PAZ PAZ MÜZ

Merhaba, iyi pazarlar. Ben buralardayım. Spotify'ı fulledim, siz de verin 10 lira para mı bu devirde. Gideyim bir kahve koyayım. Çağrı evine dön artık. Özledik.  Ben buralardayım bu  gece, sorusu olan sorsun. Sonra vay efendim kem küm yok. Şarkılar da bu aşağıdakiler. Kadın sesi güzel. Duymak için kavga bile ediyoruz bazen. Yalan mı? Gideyim bir kahve koyayım. Kadın evine dön artık. Özledim.

Pasolig'e hayır!

Sağ tarafta çok iyiydi, övünmezdi ama biliyordu. Tazı derlerdi ona. Takım ataktaydı sağda yerini almıştı yine her zamanki gibi. Delicesine bir gayretle koşuyordu, koşmuyor adeta kaçıyordu. Kaçmıyor adeta uçuyordu. İşte en iyi duran top kullanan oyuncusu serbest vuruş kullanıyor takımın. Ne büyük şans. Gerildi, vurdu… Az farkla, kafası ellerinin arasında onun da. Kendi kaçırmış gibi üzüldü.  Ne çok yoruldu bugün ama değiyor doğrusu, neredeyse öne geçecekler. Bir atak daha. Tecrübeli hücum oyuncusu direğe attı bu defa. Birazcık daha şansa ihtiyaç var diye düşündü. “Olsun!!” diye bağırdı, kendi coşkusunu yansıtmaya çalıştı. Tribünler de sanki bu günü beklemişlerdi. Bir saniye olsun oturmamışlardı. Gelecek zaferin şarkıları başlamıştı şimdiden. Buna bayılıyordu, yüzlerce insanın yürekten bağırışlarının titreşimini boğazında hissetmek çok güzeldi. Son bir atak daha. Maç bitti. Çok çalışmışlardı bugün. O da. Hak etmişlerdi galibiyeti, yüzünden okunuyordu her bir taraftarın haksızl...

Esin

  Bu sabah saat 8 de kalktım    Kırım tatarlarını aratmayacak çekiklik ve yumukluktaki gözlerimin açılabilmesi için her sabah olduğu gibi iki avuç terkos suyunu yüzüme vurmam şarttı.    Banyodan çıkarken kapının üzerindeki oyuntuda birikmiş tozları fark ettim. Annem haklıymış kapılar silinmeli dedim içimden.   Mutfağa gittim. Aromalarına göre ayrılmış kahvelerin arasından en dandiğini seçip demledim. Acı kahvenin kokusu burnumu yakıp ciğerlerime doldu. Tam o sırada ocağın üzerindeki salça lekesi çekti dikkatimi. Hemen ıslatılmalıydı. Kurursa ovala ovala çıkmazdı. Küçük esin bu sabah formundaydı.  -İçimdeki küçük esin arada sırada hortlayıp aklımı almasıyla meşhur bir anne prototipidir. -   Kahveyi içince enerjiye doyan beden ve gazı alan beyin sıkıntı içinde kendini banyoya attı. Temizlik malzemelerinin boy sırasına dizildiği kutudan yüzey temizleyici ve mikro-fiber bezi kaptığı gibi de kendini kapıları pırkalarken buldu. Beş kapı...

Düzeltme ve Özür

Merhabalar. Dün yazımın altına Çağrı ile ilgili şaka amaçlı bir yazı yazmıştım ama komik olmadığı için kimse gülmemiş. Öncelikle orada kesinlikle bir eleştiri yok. Fotoğrafların kimisinin daha büyük, kiminin daha küçük olması ve kullandığı puntonun her zamankinden farklı olması nedeniyle takılmaya çalışmıştım. Bunu aramızda geçen günlük dil tadında yapma cesareti göstermemin nedeni ise sitede biz bize olduğumuzu düşünmem ve dışarıdan takip edenlerin sayısının az olduğunu tahmin etmemdir. Bu vesileyle bu durum konusunda da yanıldığımı sitenin istatistik kısmından bakıp öğrenme fırsatı buldum.  Durum bizi aşmış. Söylemeye çalıştığım, yazının içeriği ilgi çekici ve benim de işime yarayacak gibi görünüyor. Beni bilen bilir bir kızla hiç konuşmadan üç dört sene sevdiğim olmuştur. Üstelik bu süre boyunca kullanmadığım organlar hala çalışıyor. Dilim gibi. Söylemeye çalıştığım, en sıkıcı, duyguların en sıradan yaşandığı günlerde blogu açıp bulunduğum ortamdan uzaklaşıyor ve farklı...

Yeni Yılın Kazandırdıkları

Resim
Kendimi bozmadığımı göstermek için her yeni yıldan önce tüm entelektüel birikimimi bir kenara bırakıp tombala oynarım. Bozuk paralar hazırlanır, numaraların altındaki çizginin varoluşu büyük bir ciddiyetle sorgulanır, numaraların duyulamaması gerekçesiyle sağa sola bağırılır, bilinen plaka numaralarıyla hava atılır ve numara kaçıranların sorunlarıyla sabır sınanır. Bildiğimiz tombala. O akşam da yılbaşına daha bir haftadan fazla olmasına ve gece otobüse binecek olmama rağmen, oyunu çok iyi okumam, bileklerimin yatkınlığı ve daha önceki senelerden geliştirdiğim stratejilerin de verdiği güvenle ikna oldum oynamaya. Bu numara da sürekli çıkıyor, şu numara küfür yiyor, önümdeki 5-10 kuruşlardan oluşan birikinti gel-git yapıyor derken oyun biter gibi oldu. Oyunu biraz önde bitirmemin getirdiği hakaretlerle, masadan kalkıp çantamı hazırladım. Her şeye rağmen beni otobüse bıraktılar. Ancak o zaman oyunu ne büyüklükte kazandığımı hesaplamak için bir fırsat bulabildim. Tamamı bozuk paralar...

Sabah

Resim
Uyandı. Saat 5:45… En azından geceden hazırdı giyecekleri: beyaz tişört, üzerine V yaka bir kazak, açık kahverengi bir pantolon, koyu kadife ceketi. Kahve makinesini çalıştırdı. Mavi ışık yanıp söndü. Kapı koluna dayanıp döndü, çıktı. Yüzüne su vurdu. Sanki bilerek vurmuştu. Sinirlendi. Hırsla fırçaladı dişlerini. Aynaya baktı. Saçını görmek için biraz eğildi. Her zamanki hareketleriyle düzeltti. Buzdolabını açtı, kapattı. Bunu sevdiğini düşündü. Raftan bir fincan aldı, biraz süt belki? Alırdı. Uyandığı yere döndü. Sabahları elindeki bu sıcaklığı severdi. Perdeyi açtı, pencereyi de. Sandalyesine oturdu, kahvesini içerken boş yola baktı bir süre. Bir köpek havladı uzaktan. Sanki bilerek havladı. Sinirlendi. Hırsla baktı saate. Kahvesini bıraktı, hazırlandı. Evden çıktı. Bir süre yürüdü ve durağa vardı. Herkes kahvesini içip çıkmış diye düşündü, durakta insanlar vardı.  Ceketinin cebinden paketi çıkardı, bir sigara yaktı. Bunu sevdiği...